Ar-Ge Merkezlerinin Verimliliği

***Ar-Ge merkezi istatistiklerinin diğer istatistiklerle kıyaslanması

Ar-Ge merkezleri ile ilgili 5746 sayılı kanun 28.02.2008 tarihinde kabul edildi. Çoğunluğu son iki yılda kurulan toplam 1.133 adet Ar-Ge merkezinin faal olarak çalıştığı görülmektedir. 2008 yılından bu yana 8 yıllık bir zaman diliminde, KOBİ’ler Ar-Ge yapmasın gibi bir genelleme yapılmıştır. Bu genelleme ile 2016 yılında 50 olan Ar-Ge merkezi sayısı 15’e (otomobil sektörü hariç) kadar düşmüştür. Bu genellemenin kırılması ile 2016 yılında Ar-Ge merkezi sayılarında göze çarpan bir artış yaşanmıştır. (Bkz. Şekil 1)


Bu genellemenin yaşandığı 2008-2016 yılları arasında toplam Ar-Ge merkezi sayısı 221’dir. Türkiye’nin ilk 500 şirketi dahi Ar-Ge merkezi kurmamıştır. Türkiye’de en fazla ciro yapan ilk 500 listesinde yer alan şirketlerin hiçbirinin Ar-Ge merkezi olmaması şaşırtıcıdır. 2016 yılından sonra 2018’e kadar 861 adet Ar-Ge merkezi faaliyete geçmiştir. Son 3 yıldaki bu sayı, önceki 8 yılda kurulan Ar-Ge merkezi sayısının neredeyse 4 katıdır.

Ülkemiz son yıllarda siyasi ve ekonomik hadiseler atlatmasına rağmen, Global İnovasyon Endeksinde 2013 yılında 68. sırada iken 2016 yılında 26 ülkeyi geride bırakarak 42.sıraya yükselmiştir. Sonrasında ise, 2017 yılında bir sıra 2018 yılında ise, 7 sıra gerileyerek 50. sıraya yerleşmiştir. (Bkz. Şekil 2)

2013 yılından bu yana dış ticaret açığımızda da önemli bir azalma söz konusudur. (Bkz. Şekil 3)2013 yılından bu yana dış ticaret açığımızda da önemli bir azalma söz konusudur. (Bkz. Şekil 3)

Faaliyette olan 1.133 Ar-Ge merkezinde toplam 56.974 personel çalışmaktadır. Buna göre; kurum başına 50,28 kişilik bir pay düşmektedir. Ar-Ge merkezlerinde çalışan 56.974 kişi tescil ve başvuru dahil 16.269 adet patent üretmiştir. Bu durumda kişi başına düşen patent sayısı 0,28 olup, 1 (bir) bile değildir. Ar-Ge merkezlerimiz arttıkça Global İnovasyon Endeksindeki sıramız yukarıya doğru taşınmakta ve cari açığımız azalmaktadır. Kişi başına düşen patent sayısı arttıkça ve bu patentler değerli kılındıkça, ülkemiz orta gelir tuzağından çıkacaktır.

***Ar-Ge merkezlerinin performansını arttırmak için neler yapmalıyız?

Ar-Ge merkezlerimiz “değer” ve “değerli” kavramları üzerine kafa yormalıdırlar. Buradan kastettiğimiz aslında ürünlerimizin fiyattan veya zamandan dolayı değil “değerli” olduğundan dolayı tercih edilmesidir. Japon, Alman veya Amerikan ürünleri nasıl tercih ediliyor ise; Türkiye’de üretilen ürünlerin de tercih edilmesi için “değer” kavramı üzerine çalışması gerekmektedir. Bu ise kişi, firma ya da bölge bazlı yapılıp başarılabilecek bir konu değildir. Toplu bir algı oluşturulmalı ve bu algı doğru şekilde yönetilmelidir.
Yapılan istatiksel çalışmalarda ülke olarak aleyhimize olan oranlarla karşılaşmaktayız. Örneğin; ürettiğimiz ürünleri elde ederken %50’nin üzerinde yurt dışından tarafımıza maliyet faturaları kesilmektedir. 1.000 birimlik maliyetin 300 birimi yurtiçi tedarikçilere ödenirken, 700 birimi yurt dışına ödenmektedir. Bu oran lehimize avantaj sağlayacak şekilde değildir ve aciliyet ile düzeltilmelidir. Tekstil, turizm ve tarım ülkesi olan Türkiye’de nerede ise tüm makine aksamı yurt dışından tedarik edilmektedir. Bunun sebebi bazı ürünleri (tekstil makinelerı, tekstil kimyasalları, çip, motor, traktör, tohum, zirai mücadele kimyasalları vb. teknoloji gerektiren ürün ve malzemeler) üretemiyor olmamızdır.
Ar-Ge merkezlerinin başlangıç noktaları buralar olmalıdır. Üretim küçük tedarikçilerimize doğru kaydırılmalı ve büyük işletmeler üretilmeyen veya üretilemeyen ürünleri üretilir kılınmalıdır. Türkiye’de 2008 yılından ve özellikle sıçrama noktasının yaşandığı 2016 yılından bu yana Ar-Ge konusunda ciddi bir birikim ve deneyim gerçekleşmiştir.

Üniversite-Sanayi işbirlikleri kendi haline bırakıldığında veya sadece teşvik ile gerçekleştirilmeye çalışıldığında hayata geçebilecek işbirlikleri değildir. İl bazlı üniversite ve sanayi işbirlikleri kamu alımları ile desteklenerek yapılır kılınmalıdır. Sonrasında ise il bazlı sayı düşüşleri iyi analiz edilerek tarafların görüşü alınmalıdır. Örneğin, Şekil 4’teki tabloya göre; Ankara, Konya, Sakarya, Antalya, Kayseri ve Eskişehir illeri 2017 yılındaki başvuru sayısından daha fazla başvuru yaptığı halde İstanbul, Kocaeli, İzmir, Manisa, Gaziantep ve Tekirdağ’da patent başvuruları bir önceki yıla göre azalmıştır. Bursa ise bir önceki yılı birebir tekrarlamıştır. Manisa ilinden 2017 yılında 1.206 patent başvurusu yapılmışken 2018 yılında bu sayı 236 olarak büyük bir düşüş göstermiştir. Bu çarpıcı düşüşün nedenleri mutlaka analiz edilmelidir. İşte tüm bu çalışmaların sonucunda patent sayıları ancak artış seyrine geçebilir.

 

Hakan ÖZCAN – Destek Patent
Türkiye ve Avrupa Patent Vekili / Turkish and European Patent Attorney

sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan
Translate »