Endüstri 4, HATA 0

İlk sanayi devrimi (Endüstri 1.0), su ve buhar gücünü kullanarak, mekanik üretim sistemleri ile ortaya çıktı. İkinci sanayi devrimi(Endüstri 2.0) ile elektrik gücünün yardımıyla seri üretim tanıtılmıştı. Üçüncü sanayi devriminde (Endüstri 3.0) ise dijital devrim, elektroniklerin kullanımı ve bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle, üretim daha da otomatikleştirildi. Bu üç ana devrim, sanayinin üretim hızı ve kapasite artışı için zorunluydu.

Dördüncü sanayi evrimi ya da devrimi ise, farklı bir nedenden dolayı başladı. Rekabet, değişen küreselleşme anlayışı, kalite ve otomasyonda mükemmelleşme ihtiyacından dolayı ortaya atıldı. Derin bir otomasyon ve dijitalleşme atağı başladı. Bu da tüm tedarik zincirindeki bağlantıları sağlayıp, katma değersiz operasyonları ortadan kaldırma amacını beraberinde getirdi. Bu sayede; süper verimli operasyonlarla, üretimi tekrar zengin ülkeler yapabilecek, ucuz iş gücüne sahip ülkelerle rekabet edebilecek, ülkelerine tekrar iş sağlayabilecektir. Yani Endüstri 4.0, önceki devrimler gibi sadece sanayinin gelişimi için değil, rekabetin ve teknoloji sahipliğinin korunabilmesi başta olmak üzere, merkezi bir dijital alt yapı ile üretim nerede olursa olsun, aynı kalite ve standardın sağlanması için ortaya çıktı.

Endüstri 4.0; aynı zamanda kullanıcının tasarıma dahil olması, ürün ömürlerinin azalmasında amortisman yükünü azaltacak, esnekliği sağlayacak çözüm olarak da karşımıza çıkmaktadır.

Gelişmiş ülkeler, tasarım ve satışa yoğunlaşarak; üretimi, arka bahçeleri diye tabir edebileceğimiz, Çin gibi gelişmekte olan ülkelere kaydırdılar, zaman içinde gelişmiş ülkelerde lokal üretimin düşmesiyle, işsiz orta kesimin çoğalması bu formülü bozdu.

Giden, sadece üretim olmadı. Üreten, zamanla “know how” elde etmeye başladı. Çin şu an “know how” olarak gelişmiş ülkeleri geçmeye başladı. Artık sadece üretici değil; tasarımcı, hatta inovasyona yön veren konumuna geldi. Bu değişen rekabeti engellemenin yolunun, iş gücünü minimuma indirecek imkanlar yaratmak, süper verimli üretim tesisleri oluşturmak olduğunu gören gelişmiş ülkeler; Endüstri 4.0 projesine büyük imkanlar sundular, yaygınlaştırmak için teşvik ettiler.

Otomotivde işlevi olmayan tüm ara katmanları ortadan kaldıracak; robotların ve yapay zekanın kullanıldığı, yüksek otomasyona geçilmiş bir rekabet ortamı oluşturuluyor. İleride hiç kimse, vasıfsız işçilere ve yaratıcı olmayan mühendislere ihtiyaç duymayacak.

Eskiden ucuz iş gücü sağlıyor olmak; bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için bir şanstı. Ülkemize gelecek olan yatırımcıları bu yolla ikna etmeye çalışıyorduk. Bu dönem bitti artık. Şimdi, elimizde ucuz mühendislik ve tasarım gücümüz var ve bununla rekabet edebileceğimizi söylüyoruz. Ülkemizde, ilgili teşvikler var diyerek AR-GE ve tasarımı ülkemize taşımalarını istiyoruz. İleride bu da yetmeyecek, çünkü yapay zeka mühendislik tarafında da aktifleşecek.

Biz sanayiciler, bu devrimin karşısında kalamayız; tam içinde olmamız lazım. Fark Holding Şirketleri, Farplas olarak Endüstri 4.0’a yatırım yapıyor ve dünyadaki trendleri yakından takip ederek yeni uygulamaları başlatıyoruz. Rekabette geri kalmamak için, kalitemiz ve standart iş süreçlerimiz için buna ciddi şekilde ihtiyacımız var. Hatta sloganımız, “Endüstri 4, Hata 0”.

Öncelikle süreçlerimizi optimize ederek, dijitalleştiriyoruz. Üretim metotlarımızı değiştiriyoruz. Tasarımın başından itibaren nasıl bir CAD modeline dönüşeceğine hatta artık CAD’den CAM’e otomatik olarak geçişini ve bütün data’ların dönüşümünün sağlandığı, SAP – PLM – PRM sistemlerinin ortak çalıştığı, yüksek dijitalleşme platformlarını devreye alıyoruz. Makinelerimizin planlaması, üretilen parçaların lojistiği, otomasyonla yürütülmeye başlanıyor. Fabrika içerisinde forklift ve taşıma akışlarını AGV dediğimiz otonom küçük ünitelerle yapmayı planlıyoruz.

Hedefimiz “SIFIR” hata. Bu hedefe ulaşmak, insan gözü ile mümkün değil. O nedenle “Akıllı Masa” dediğimiz üniteleri kullanmaya başladık. Üzerine parça konduğunda, tüm verileri görebilen, kalite kontrolünü yapabilen ve üretildiğini planlamaya bildiren bu üniteler ile süreci insan inisiyatifinden çıkarıp, makinelerin ve robotların birbiriyle haberleşmelerini sağlayacağız.

Öğrenen ve kalite hatalarını önleyen bir üretim kurmanın yolu, sistemdeki tüm verileri okuma ve anlamlandırmadan geçiyor. Bu nedenle üretim sistemlerimizdeki verileri toplayarak öğrenme sağlayan algoritmaları çalışıyoruz. Veri toplamak, bugün herkesin ilk yaptığı iş. Önemli olan, bu verilerin anlamlı iş sonuçlarına dönüşmesi. Bu amaçla, ekibimize çalışma yetenekleri ekliyoruz.

Bu konuların bir ekosistem içinde çözülmesi, birbirimizden öğrenilmesi gerektiğinin farkındayız. Bu nedenle, ilgili platformlara katılıyoruz. Söz gelimi, Boğaziçi Üniversitesi’nin Endüstri 4.0 platformunda, OTEP’in yapmış olduğu çalışmalarda aktif olarak yer alıyoruz.

İş modelimizi değiştiriyoruz. Hammaddenin data olduğu, yeni bir dünyaya geçiyoruz. Bu nedenle grup olarak, işin yazılım tarafına da yatırım yapmaya başladık. Turkcell ile “Co-pilot”, Fiat ile “Yol Arkadaşım”, Renault ile “Motrio”

Projeleriyle sürücü davranışlarını ölçüyor, rating’liyor ve bunları filo yönetimi ve sigorta şirketlerine satıyoruz. Hatta çocuklarını takip etmek isteyen anne babalara bu imkanı sağlıyoruz. Araç üzerinden topladığımız data’ları, araçla bağlantılı ekosistemin getirdiği yeni iş modelleri için kullanmaya çalışıyoruz. Kurduğumuz FPlus Ventures yatırım şirketiyle, ilgili start-up’lara yatırım yapıyoruz.

Otomotiv ile bağlantılı işlerin ne kadar büyüyeceğini gören dijital dünyadaki şirketler, otomotivci olmaya çalışıyor, pastayı onlara kaptırmak istemeyen bizler de o yüzden dijital dünyada yerimizi almak istiyoruz. Otomotiv fuarlarının yanında CES (Tüketici Elektronik Fuarı) Fuarı’na katılıyoruz.

Özetle geleneksel işlerimizde; inovatif yaklaşımlarla, rakiplerimizden farklı olmaya çalışıp, küresel hamlelerle de kalıcı bir büyüme sağlama stratejisi güdüyoruz. Bunun paralelinde hiç bilmediğimiz, tamamıyla yeni işlere yönelip otomotivdeki “mobility” pastasından, biz de pay almak istiyoruz.

Bir sonraki devrime; Endüstri 5.0 diyelim… Bence bu cepte hazır olmasa, Endüstri 4.0’ı çıkaranlar bunu pazarlamaz. Artık satış tarafına geçildiğine göre cepte yeni planlar vardır.

Endüstri 4.0’ın getirdiği imkanlar ile üretim, makine, tedarik zinciri ve lojistiği B2B bağlayarak, sıfır hata ürünü, tüketiciye ulaştırıyoruz. Ancak son kullanıcı olan tüketicinin, satın alma ve karar verme eğilimleri, bu bağlantıda şimdilik eksik. İnsan eğilimlerinin data’sını toplamak gerekecek. Makinelerden veri toplamak kolay ama insanlardan toplamak için tuzaklar lazım; Facebook, Twitter, Google gibi… Bu toplanan data’lar ile algoritmalar oluşturulacak. Yeni düzende otorite, insandan algoritmalara geçecek. Karar verdiren algoritmalar olacak. Yeni iş modelleri, otoriteyi insandan alarak, algoritmalara devredecek. Bu nedenle şimdiden veri savaşları başladı. Şirketler bu yüzden yarattığı üründen, cirodan ziyade topladığı veriyle değerlenecek. Her şey, “Nasıl bilgi toplayacağım? Nasıl haberleşeceğim? Nasıl karar verdireceğim?” üzerinde yoğunlaşıyor olacak.

Algoritmalar bizi tanıdıkça; çok uluslu şirketlerin, hükümetlerin, otoritenin insanlar üstünde kontrolü artacak. Dijital diktatörlük oluşacak. Data, her şeyin efendisi olacak. Black Mirror’ın 3. sezonundaki “Nosedive” bölümünde izlediğimiz vatandaşların puanlama sisteminin benzeri, Çin’de ülke genelinde kullanılmaya başlandı bile. Çin, 2020 yılında güvenlik kameraları, yüz tanıma sistemi ve akıllı gözlükler kullanarak, vatandaşlarının sosyal davranışlarına puan vermek için harekete geçti. Ülkede, düşük puan alan vatandaşlara çeşitli cezaların uygulanması planlanıyor.

Bilişim teknolojisinin biyoteknoloji ile kesişimi”, tehdidi daha da artırıyor. Vücuttan toplanan bilgiler, davranış ölçme metotlarıyla, sizi sizden daha iyi tanıyan algoritmalarla, insanlığı da dijitalleştirecek.

Otomotivde sunulan kaygan yolu anlayan “High Spectrum Kamera”, cep telefonunuzda uygulama üzerinden dermatolojik tanı koyulmasına veya diş fırçasına konulduğunda, diş çürüğünüzün tespitine ve doktora bildirimine, hatta randevu alımına olanak sağlıyor olacak. Telefonunuzu balığın üzerine tuttuğunuzda, kaç günlük olduğunu söyleyecek. Ancak bir yandan da kaç gün balık yediğimizin data’sını alıyor olacak. Google Map/Yandex sağa sola dön diye yol tarif ediyor; ona inanıyorsak; yarın ne yiyeceğimizi, ne giyeceğimizi hatta kiminle evleneceğimizi de söyleyecek

Uygulamaları, işlemci robotlara, kararlarımızı yapay zekaya bıraktıkça, tüm evren bir veri akışı, insanlar birer biyometrik algoritma şekline dönüşecek. Sonunda kozmik bir bilgi işlem sistemi yaratılmış olacak.

İnsanın yapay zeka ve biyometrik ölçümleme ile birlikte ağa bağlanması, Endüstri 5.0 devrimini getirecek. Biyometrik sensörlerle bedenimizden toplanan veriler, sosyal medyadaki karakter analizi, sosyal rating’imiz ile birleştirilip, kararlarımız önceden tespit edilerek, biz o hizmeti ya da ürünü almaya karar vermeden, tüm süreç hazır olacak. Ve Endüstri 5.0 ile tüketici eğilimlerinin direkt üretime bağlanması da sağlanmış olacak.

Sizlerin kafasını fazla karıştırmak ve ürkütmek de istemem, o yüzden Endüstri 5.0 senaryomun, sadece benim kişisel düşüncelerim olarak kabul edilmesini rica ederim.

Bu tarz sonuçlardan kaçınmak için yapay zekaya yapılan yatırım kadar, insan bilincinin ve özgür öğrenme kapasitesinin artırılması için eğitim sistemine yatırım yapmak ve mevcut paradigmaları değiştirmek de lazım. Kendimiz gelişmezsek; gelişen bilişim teknolojisi bizi ezer!

Değişimi anlamak ve yarına bugünden hazır olmak gerekiyor. Yarına ait tehditler, aslında bugün gerçekleşiyor ve uzağımızda değil.

Tek tehdit bununla sınırlı kalmıyor. Tekrar edilen işleri robotların yapması kaçınılmaz. Bunun yanına yapay zeka; insanlarla rekabeti sezgi, beğeni, tercih alanında da gelişiyor. Mühendislik, hatta endüstriyel tasarım bile yapabiliyor olacak.

Yapay zeka ön yargısız olarak tasarlandığı için kutunun dışında, yaratıcı tasarımlar yapabiliyor. Artık sanat eseri bile yapıyorlar, müzayedede 430.000 dolara satıldı ilk AI sanat eseri.

Bundan sıyrılabilmek ve dijital dünyanın, üzerimizdeki hâkimiyetini etkisizleştirebilmek, insan olarak değerli/üstün olmak için;

  •  Eleştirel / analitik düşünme (Çok boyutlu düşünme ve ilgi alanları (sanat ve bilimi bir arada yaşayan)
  • Yaratıcılık – İnovasyon
  • Design Thinking – (Tasarım odaklı düşünme) Singularity (Eşsizlik)
  • Networking (Çevre, bağlantılar) – İletişim

Co-working (İşbirliği) – Co-founding (Eş kuruculuk) – Crowdsourcing (Kitlesel kaynak)- Open Inovation (Açık Inovasyon) – Cognitiveflexibility (Yeni durumlar ile karşılaşıldığında adapte olma yetkinliği) gibi kavramları öğrenmeliyiz / öğretmeliyiz.

Yeni hammadde data. Data dünyasında yaşıyoruz. Datanın nasıl kullanılacağı çok önemli. Gençlerimiz, multi-disiplinli birer data madencisi olmalı. Çocuklara ve gençlere yatırım yapılmalı. Geleceği onlar belirleyecek. Teknolojiyi sadece kullanan değil, bilimi anlayan ve teknolojiyi geliştiren bir nesil ile çalışarak, tehditler fırsata dönüşebilir.

Tekrar altını çizmek istiyorum: Kurallara, tekrara bağlı bir iş varsa; artık bu yapay zekanın işi olacak.

Her şey değişir ve gelişirken, eğitim sistemimizin de değişmesi şart. Üniversiteler, “fikirlerin yeşerme merkezi” olmalı. Girişimci ruhun aşılandığı, yaratıcılığı körükleyen, sanat, spor, araştırma faaliyetlerinin yer aldığı, düşünce dürüstü, karar özgürlüğü olan insanlar yetiştirilmeli.

Son 10 yıldaki değişim baş döndürücü, ama eğitim sistemi 100 yıldır aynı. Sonra da biz gençlere “günümüze adapte olun” diyoruz. Allah’tan internet var, Google öğretmen var. Bizim zamanımızda bize ne öğretiliyorsa, onu öğreniyorduk. Şimdi gençler ne öğrenmek istiyorsa, onu öğrenme şansları var. Ama nesillerin değişimi ve Endüstri 4.0.’ın hayatımızda yaratacağı büyük etkilerin sonucu, eğitimde de radikal değişimlerin yaşanacağı kanısındayım.   Yapay zeka, tekrar eden işleri yapıyor olacak ancak öğretmenlik asla yapay zekanın işi olmayacak. Çünkü sürekli gelişen, kendini geliştiren bir alan eğitim. 

Eğitim veren kurumlar, artık bilginin aktarıldığı bir yer olmaktan çıkacak. Çünkü bilgi her yerde, her an elimizin altında. Internet üzerinden dünyanın en saygın üniversite hocalarının verdiği dersleri alarak, diploma sahibi bile olabiliyorsunuz. Bu kurumlar, farklılıklar ile yoğrulan bir ortamda fikir üreten, deneyen ve grup ile öğrenen yerlere dönüşecek.

Öte yandan, tüm jenerasyonlar yaşam boyu öğrenme ile tanışacak. İşleri bir yandan otomasyon-yapay zeka, bir yandan da teknolojiyi daha iyi kullanan yeni nesiller tarafından tehdit altında olan gruplar, sürekli öğrenme yarışına katılacaklar.

sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort bayan
Translate »